SON YAYINLANANLAR
GÜNCEL KONULAR
KAPSAM 0
Flaviuslar Dönemi...
KAPSAM0
SONUÇ 0
İLGİ1
DİL 0
SONUÇ0

Titus’un ikinci eşi Marcia Furnilla ile kızı Julia Titti’nin ve Domitianus’un karısı Domitia’nın portreleri günümüze kadar ulaşmıştır. Muhtemelen Marcia Fulvia’ya ait olan tüm bir heykelin gövdesi Capitol Venüsü’nün kopyasıdır; gerçekçi üslupta işlenmiş baş ise orta yaşlı bir kadına aittir. Figür ağırlığını sol ayağına vermiştir, sağ ayağı hafif kalkıktır. Elleri ile edep yerlerini örtmek ister biçimde utanma davranışı içindedir. Ayaklarının dibinde bir Eros’un kalıntıları görülür. Portresi ise ne gençtir ne de güzeldir. Geniş gözleri, düz kaşları, uzun burnu ve geniş ağzı ile tasvir edilmiştir. Yüzünde derin çizgiler burun kenarından çeneye kadar uzar. Saçlar masif mermerden başı bir hale gibi kuşatır. Bal peteği formunda, organik olmayan bukleler matkap kullanılarak düzenli sıralar halinde yerleştirilmiştir.

Henüz veri girilmemiştir.

Humik asit; molekül ağırlığı yüksek, koyu kahverengi ve alkali bir çözeltide çözünen uzun zincirli bir moleküldür ve topraktan canlı organizmaya besin madde transferi sağlamaktadır (Anonymous, 2008). Humik asit anyon ve katyon değişim sitelerine sahiptir (Kocabağlı ve ark., 2002) ve asit şartları altında suda çözünmeyen humik maddeler olup daha büyük bir pH’da seyrektik alkali çözeltilerde çözünürler ve hafif asidik çözeltilerde çökelirler. Bu maddeler orta düzeyde moleküler boyuta sahip olup molekül ağırlıkları 5000-100.000 civarındadır (İslam ve ark. 2005). Humik asit metallerle kuvvetli kompleksler oluşturan ve yer altı toprak ve su ortamlarında metal iyon mobilizasyonunda ve taşınmasında hayati role sahip humik maddelerin büyük bir kısmıdır (Adekunle ve ark., 2010). Humik asit organik maddenin ayrışması sırasında oluşan ve bu nedenle organik maddelerin ve mikroorganizmaların olduğu hemen hemen tüm doğal ortamlarda bulunabilmektedir (Van Rensburg ve ark., 2010).

Kurumsallaşma kavramı ile ilgili yazında birçok tanımlama ve analiz bulunmaktadır. Kurumsallaşmanın etkin bir şekilde analiz edilebilmesi için öncelikle kurum kavramının ele alınmasında yarar vardır. Kurumları, günlük hayatta kurallar koyarak belirsizliği azaltan, bireylerin tercihlerini belirleyip sınırlandıran ve insan etkileşimi için bir rehber niteliği taşıyan unsurlar olarak tanımlamak mümkündür (Şanal, 2010: 35). Maddi, manevi, sosyal olgu ve değerler için oluşturulan ve belirli amaç, kural, hedef, ilke, temayül ve inisiyatifler doğrultusunda süreklilik göstererek hareket eden, gelişmeler doğrultusunda kendini yenileyen, denetleyen ve tatmin yaratan, özgün yapılanma biçimine ‘kurum’ denir. Kurum, çok uzun yıllarda oluşmuş ve ancak çok yavaş değişebilecek bir kültüre sahip, tutucu olmaktan da öte, kendine has bir ekol oluşturmuş, bir enstitü düzeyinde bir oluşumu, bir teşekkülü ifade eder. Dolayısıyla ‘kurumsal’, bu özelliklere sahip olma durumunu, ‘kurumsallaşma’ da bu özelliklere sahip olmaya doğru gitme sürecini anlatır (Ural, 2004: 18)

"Hafif Donanma" Osmanlı Terimi

Açıklaması:

Bilhassa nehirlerde ve sığ yerlerde kullanılan daha ziyade altı nispeten düz ve hafif gemilerden mürekkep donanma. Bu donanmanın gemileri en küçüğünden en büyüğüne kadar şu isimle­ri taşırdı: Uçurma, Varna beş çiftelisi, Karamürsel, Aktarma, Üstüaçık, Çetekayığı, Brolik, Celiyye, Çamlıca, Kütük, Atkayığı, Kancabaş, Şayka, İşkampavye, Şahtur, Çekelve, Kırlangıç, Firkate, Kalite; Kaliteler, büyük donanmada da kullanılırdı. Hafif donanma haricinde kalan kürekli gemiler ise şunlardı: Kalite, Pergende, Mavna, Gırab, Kadırga, Baştarde, Yalnız yelken ile yürüyen gemiler ise on iki nev'i idi ve kalyon diye anılırlardı.

"Eyalât-ı Mümtaze" Osmanlı Terimi

Açıklaması:

Osmanlı İmparatorluğuna bağlı hususi imtiyaz anlaşmalarıyla idare olunan eyaletler. Bunlar devlete maktu bir vergi ve bazıları sefer zamanında asker vererek dahilî işlerinde tamamen serbest bulunurlardı. Evtâd-ı mümtaze şunlardı: Sisam bey­liği, Cebeli Lübnan mutasarrıflığı, Kıbrıs adası, Bulgaristan prensliği, Bosna Hersek, Kırım hanlığı, Erdel kırallığı, Eflâk-Boğdan voyvoda­lığı, Aynaroz. Emaret diye de anılan bu teşekküllerden 1908 inkılâ­bından sonra elde kalanların imtiyazları ilga olunmuştur.

Özel marka (private brand), tüketici pazarlarında özellikle Avrupa’da yaygın olarak kullanılan, üreticinin pazarlama süreci üzerindeki kontrolü perakendeciye devrettiği bir markaK,G türüdür. Ürün etiketi üzerinde kimliği çok açık bir şekilde belli olmayan üreticiler tarafından üretilen ürünler perakendeci, veya distribütörlerin ismiyle satışa sunulur (Terpstra and Sarathy, 2000; 269-271).

İslam dininin XII-XIV. asırlarda Türk halkları arasında yaygınlaşıp yerleştiğini görüyoruz. Sufi şairler ile müritlerin dinî vaaz ve nasihatleri bir taraftan dinin çabuk yaygınlaşmasına, diğer taraftan sufi tekke edebiyatı adında yeni edebiyat akımının ortaya çıkmasına etki etmiştir. Maveraünnehir bölgesinde İslamiyet kabul edildikten sonra Türkistan, sufilik hareketinin ilk ve en önemli merkezlerinden birine dönüşmüştür. Dinî kurallara uyan Karahanlılar, İslam dinini saygı ve bağlılıkla koruyan Gazneliler, Harzemşahlar ile Selçuklular âlimlere, sufi şairlere ve sufilik yolunda ilahi ve dini şiirler okuyanlara büyük hürmet ve saygı göstermişlerdir.

Herodot, Mısırlıların dünya üzerinde yaşayan ilk insanların kendileri olduğuna ve tanrılarının Pwenet veya Punt denilen gizemli bir ülkeden geldiğine inandıklarını yazmıştır (1). Nitekim, Mısırlı rahipler Solon’a, Yunanların en değerli fikirlerinin ilhamını Mısır’dan aldıklarını ve Mısırlıların yanında çocuk sayılmaları gerektiğini söylemişlerdir. Mısırlı tarihçi Manetho’ya göre de, bu eşsiz uygarlığın kökenleri M.Ö. 28000’e kadar dayanmaktadır. 

Türk savunma sanayiinin temeli Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselme devrine kadar uzanmakta olup, top ve savaş gemileri gibi çağın en önemli harp araç ve gereçleri tamamen yerli imkanlarla üretilmiştir. Bu dönemde, “Tophane-i Hümayun” İmparatorluk silah sanayiinin temelini oluşturmuş ve bir defada 1060 top döküm ve ayda 360 kg barut üretim kapasitesine ulaşılmıştır. Ayrıca, savaş gemisi üretim kapasitesi ve teknolojik düzey de Avrupa ülkelerinin çok ilerisinde olmuştur. İnebahtı Savaşından sonra tamamen yok olan İmparatorluk Donanmasının, beş aylık bir dönemde 200 gemi olarak yeniden inşa edilmesi, Osmanlı Tersanelerinin üretim kapasitesinin boyutunu ortaya koymaktadır.

Bununla birlikte, Türk savunma sanayii 18. yüzyıldan itibaren Avrupa’daki teknolojik gelişmelerin dışında kalmaya başlamış ve Birinci Dünya Savaşı sırasında etkinliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Bu nedenle, Cumhuriyetin ilk yıllarında savunma sanayiine ilişkin ciddi bir altyapı devralınmamış, bu alandaki faaliyetler Kurtuluş Savaşı sırasında kurulan birkaç üretim tesisi ile sınırlı kalmıştır.

© Copyright 2015 infolla.com bir STA Yazılım Teknolojileri A.Ş. Ürünüdür.